|
KENT-MÜZE-TARİH SÖYLEŞİLERİ
"Antik Çağlarda Antalya ve Çevresinde Korsanlık ve Eşkiyalık Faaliyetleri"
Türk Sosyal Bilimler Derneği’nin ülkemizde bilim hayatının gelişmesi amacı ile organize ettiği periyodik faaliyetlerinin en önemlilerinden biri Ulusal Sosyal Bilimler Kongreleri (USBK)’dir. İlki 1980 yılında, sonraki üçü 1989, 1992 ve 1995 yılında toplanan Kongreler, 1995 sonrasında iki yılda bir toplanmaya başlamış ve 12. Kongre Aralık 2011’de Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilmiştir.12. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi’ne “Bir Mekânın Değişim Öyküsü: Evvel Zaman İçinde Vatan Kıraathanesi” çalışmasıyla katılan Antalya Kent Müzesi Araştırmacısı Dilek Metin-Sert “Mekân ve Tarih” başlıklı oturumda sunumunu gerçekleştirdi. Sunum metni için tıklayınız.(PDF) "19.Yüzyılda Antalya'da Bir Hanedan Ailesi: Tugayoğulları" Söyleşisi
"Karain ve Antalya'nın ilk Sakinleri" Söyleşisi Karain Mağarası kazı başkanı Prof. Dr. Işın Yalçınkaya'nın konuşmacı olarak katıldığı "Karain ve Antalya'nın ilk Sakinleri" Söyleşisi 19 Kasım 2011 Cumartesi günü AKM Perge Salonu'nda gerçekleşti. Antalyalılar'ın yoğun ilgi gösterdiği söyleşide Prof. Dr. Yalçınkaya, Karain'deki kalıntıların sadece Antalya için önemli olmadığını ve tüm insanlık tarihine ışık tutacak nitelikte bulgulara rastladıklarını belirtti. Yalçınkaya ayrıca Karain'e Antalya'da gereken önemin gösterilmediğini söyledi.
T.M.P. DUGGAN'ın kaleminden Siyah Kalem Antalya Sergisi Karaalioğlu Parkında sizlerle...
Değerli ressam ve sanat tarihçisi, T.M.P Duggan (Mikail)’in kaleminden “Siyah Kalem Antalya Resim Sergisi" Ekim ayına kadar Karaalioğlu Parkı Antalya Kent Müzesi Açıkhava Sergi Alanı'nda gezilebilir.
SERGİ HAKKINDA Eski Antalya’nın ve Antalyalıların bu resimlerini, kendim için; saatlerce bir nesnenin önünde oturarak onu çizmenin ve günler harcayarak ayrıntılı bir resim yapmanın fotoğraf çekmekten çok daha anlamlı ve bilgece olduğunu düşündüğüm ve resim yapmayı sevdiğim için kaydettim.
Bir fotoğrafla bir resim arasındaki fark, gözlem ve kayıt altına alınırken harcanan çabayla ve insani etkinin, fotoğrafa nazaran çok daha yoğun olarak resmin içinde bulunmasıyla ilgilidir.
Bu sergi, günümüzde yok olmaya yüz tutmuş büyük zanaatkârlar, elleriyle nesneleri biçimlendirmekte ustalaşmış geçmişin büyük inşacıları hakkındadır. Onlar bilgisayarın kuşku götürür faydalarından yararlanmaksızın yüzyılların pratik deneyimi ve ustalığıyla nesiller boyunca Antalya’yı inşa ettiler. Oluşturdukları eserler iklime ve doğal felaketlere yanıt verdi. Üstelik bunu, maddi kaygılardan çok, insani kaygı ve ihtiyaçlar için yaptılar. Bu sergi, günümüzün modern küresel dünyasında etkilerini yitiren, yüzyılların deneyimini kucaklayan zanaatlarıyla bugün neredeyse bütünüyle gözden kaybolmuş bu usta zanaatkârların küçük bir kaydıdır. Onların çok büyük bir bölümünü - bu fırsatı ancak 1989 yılında yakalayabildim için- resmedememiş olmaktan dolayı büyük bir üzüntü içindeyim. Geçtiğimiz birkaç bin yıl içinde gelişen ve olgunlaşan bütün bu bilgi ve yetenekler, bir nesil içinde Antalya’da kayboldu. Antalyalı ustaların çok azı yeteneklerini kendilerinden sonraki nesillere veya bizlere aktarabildi ve bence onların içinde yaşadığımız topluma kattıkları insani duyarlılığı yitirdiğimiz için, bugün çok daha yoksuluz. İnsanlar, birbirleriyle, günümüzde ölmeye yüz tutmuş olan bir dille; onları kelimelerden çok daha güçlü bir bağla bir arada tutan zanaatın diliyle konuşur. Geçtiğimiz son yirmi sene içinde kayıt altına almaya çalıştığım Antalya’nın bazı harikaları ve güzellikleri, umuyorum ki bu resimler aracılığıyla sizlere de ulaşacak.
Introduction
These drawings of Antalyans and of ‘eski’- old Antalya were made to record for myself a few of the wonders of Antalya because I love drawing and I thınk that a record made by sitting in front of the subject for the hours and days spent to make a detailed drawing carries more meaning and understanding than a photograph. In part the difference between a photograph and a drawing concerns the time spent in observing and in recording and the human imput into a drawing when compared to a photograph. This exhibition is also about people skilled in making things with theır hands - from the master builders of the past, who built Antalya over the course of generations without the dubious benefit of computer aided design but with centuries of tradition and practical experience, employing local constructional responses to climate and to natural hazards and with human concerns rather than with those of profit maximization; and also some slight record of these almost vanished master craftsmen, whose craft embodied centuries of experience but who have have largely lost their position and influence in todays modern globalized world of poured concrete skeletal frame structures and atomized society. I regret now that I didn’t drawn more of them when I had the opportunity in 1988-9. Knowledge and skills which had been developed and refined over the course of the last few thousand years have been lost from Antalya within a generation. Few of Antalya’s (ustas) master craftsmen have managed to pass on their skills to the next generation and we are, I think, the poorer for the loss of their human imput into the society we inhabit. People speak to people in the language of a craft that holds us togther with bonds stronger than words but this language today is nearly dead. Most of all I hope these drawings pass on to you something of the wonder and beauty that I have found and tried to record of the city of Antalya during the past two decades. T. M. P. Duggan |
|||